2001 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilen ve New York ile Washington’da binlerce can alan 9/11 terör saldırılarının üzerinden beş gün geçtikten sonra Ferrari, Amerikalı halka ve yaşanan dehşet verici olayların kurbanlarına duyduğu saygıyı bir kez daha ortaya koydu. Scuderia’nın ev sahibi yarışı olduğu Monza Pisti‘nde bu yıl tam 25 yıl önceki o yarışta, takım arabalarını siyah burun bölümüyle yasını belli ettiği düz kırmızı renklerde, hiçbir logo veya sponsorluktan arındırılmış şekilde yarışa çıkarma kararı aldı.
Misafir sürücüler Michael Schumacher ve Rubens Barrichello’nun kullandığı araçlar, markanın sadakatini ve dayanışmasını simgeleyen sade bir kırmızı livery ile yola çıktı. Siyah renkle işaretlenen ön burun kısmı, takımın yaşanan kayıplara duyduğu üzüntüyü açıkça ifade ederken, sponsor logolarının tamamen kaldırılması da bu hassas dönemde takımı bir bütün olarak temsil etmeyi amaçladı.
Yarışın ertelenip ertelenmeyeceği uzun süre belirsizdi
Dünya genelinde yaşanan trajedinin acısıyla henüz yüzleşirken, o yarışın bir dönem düzenlenmenip düzenlenmeyeceği ciddi biçimde tartışıldı. Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA), konunun hassasiyetini göz önünde bulundurarak süreci yakından izledi ve sonunda İtalya Grand Prix’sinin planlandığı gibi sürdürüleceğini açıkladı.

Bu zorlu dönemde Ferrari olarak, Amerikalı halkın yanında olduğumuzu ve kayıplara katıldığımızı göstermek istedik. Arabalarımızı sıradan bir kırmızı renkle, logolardan arındırarak yarıştırdık.
Ferrari
Takımın bu tavrı, spor dünyasında derin bir dayanışma mesajı verdi. Yarışın düzenleneceğine dair FIA’nın kararıyla birlikte Monza’ya yoğun ilgi yöneldi ve sürücüler, yaşanan olayların ardından yarışa odaklandı.
Yarışı Montoya kazandı
Sonuçta İtalya Grand Prix’sini Juan Pablo Montoya, Williams aracıyla kazanırken, ikinci Rubens Barrichello üçüncülük için mücadele etti. Kolombiyalı sürücünün takım arkadaşı Ralf Schumacher de yarışın sonunda podyumun diğer basamağına çıktı.
Ferrari’nin 25 yıl önceki bu saygı duruşu, spor tarihinin unutulmayan anlarından biri olarak kayıtlara geçti. Takımın o günkü tavrı, yalnızca bir yarış ekibinin değil, insanlığın zor zamanlarda birbirine sahip çıkabileceğinin de bir göstergesi olarak hatırlanıyor.
