Geçtiğimiz ay düzenlenen etkinliklerde, bisikletçilerin önceden belirlenen ölçüm ve ekipman kontrollerine ek olarak, yetkililer tarafından ilginç bir uygulama yapıldı.
Bazı kadın dünya turu takımları, bazı rakiplerin yol etaplarına göre zamanturlarında daha büyük göğüs hacmine sahip olduğuna dair şikayetlerde bulunmuştu. Şüphe, bazı yarışmacıların aerodinamik avantaj elde etmek için “göğüs hacmini artırmak” amacıyla cilt elbiselerinin altına dolgu, buz veya başka malzemeler yerleştirdiğinden kaynaklanıyordu.
Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) yönetmeliğinin 1.3.032 maddesi, giysi ve aksesuarların bir bisikletçinin vücut yapısını değiştirmemesi gerektiğini ve giysilere eklenen veya altına yerleştirilen gereksiz unsurları yasakladığını belirtiyor. UCI’nin 1.3.032 maddesine ilişkin açıklamaları da, aerodinamik performansı artırmak amacıyla vücuda veya giysiye uygulanan ürünleri veya maddeleri yasaklıyor.
Ancak ne tür bir dolgunun spor sütyeninde bulunabileceği konusunda kesin bir kural yoktu. Ayrıca, bu tür kontroller için belirli bir protokol belirlenmemişti ve bu durum, hem eleştirilere yol açtı hem de kontrolün invazivliği, sütyenin yapısı, meme şekli ve boyutu gibi konular hakkında soruları gündeme getirdi.
Önceki araştırmalar, dolgunun bisikletçinin aerodinamik direncini azaltabileceğini göstermişti. Ancak, yeni bir CFD (Bilgisayar Destekli Akışkanlar Dinamiği) modellemesi, spor sütyeni boyutundaki dolguların etkisinin ihmal edilebilir olabileceğini gösteriyor. En azından AiRO’nun testlerinde, push-up sütyeninin beklentileri artırmaktan daha çok hız konusunda bir fayda sağlaması muhtemel görünüyor.
Araştırmaların Ne Gösterdiği:
Çeşitli araştırmalar, göğüs dolgusunun aerodinamik etki potansiyelini incelemiştir. Örneğin, Bert Blocken, Fabio Malizia ve Thijs van Druenen tarafından yazılan bir çalışma, “Journal of Wind Engineering and Industrial Aerodynamics” dergisinde yayınlanmıştır.
Araştırmacılar, zamanlı yarış pozisyonundaki bir bisikletçinin göğüs bölgesindeki farklı yapılandırmaların aerodinamik etkilerini incelemek için hesaplama akışkanlar dinamiği (CFD) kullanmışlardır. Simülasyonlar daha sonra rüzgar tüneli testleriyle doğrulanmıştır. En iyi performansı gösteren yapılandırma, sürüş direncini %3,6 oranında azaltmıştır.
Ancak, her yapılandırmanın faydalı olmayabileceği de belirtilmiştir. Bazı durumlarda direnç artışı gözlemlenmiş ve araştırmacılar, bir bisikletçinin belirli bir şeklin avantaj sağlayıp sağlamayacağını belirlemek için özel rüzgar tüneli testleri veya CFD simülasyonları yapması gerektiğini vurgulamıştır.
AiRO, spor sütyeni boyutunda değişikliklerin aynı etkiyi yaratabileceğini öne sürmüştür. Ancak, bu tür değişikliklerin erkek bisikletçilerde daha belirgin olabileceği de belirtilmiştir.
AiRO’nun Testleri:
AiRO, sabit bir sürüş pozisyonunda bulunan dijital bir kadın bisikletçi oluşturmuş ve üç farklı göğüs hacmini (küçük, orta ve büyük) modellemiştir. Şirket, bu versiyonları Ekoi Pureaero ve Specialized Evade gibi farklı kasklarla test etmiştir. Aerodinamik uzmanı Ingmar Jungnickel’in belirttiğine göre, göğüs bölgesindeki değişikliklerin bisikletçinin kafasına ve arkasındaki ekipmanlara ulaşan hava akışını etkileyebileceği düşünülmektedir.
Jungnickel, sanal sporcunun 175 cm boyunda ve 60 kg ağırlığında olduğunu belirtmiştir.
Ekoi kaskla yapılan testlerde, AiRO %-0,1, %+0,2 ve %+0,3 gibi küçük direnç farklılıkları tespit etmiştir. Specialized Evade ile yapılan testlerde ise tüm göğüs hacimleri yaklaşık olarak %2,2 daha yavaştı.
“Küçük göğüs hacmi değişiklikleri, spor sütyeniyle gizlenebilecek türden değişiklikler, bisikletçiyi daha hızlı yapmıyor,” sonucuna varılmıştır.
AiRO ayrıca, “doğal bir su şişesi” gibi görünen büyük bir dolgu kullanılarak yapılan bir testi de gerçekleştirdi. Bu testte, Ekoi kaskla %-0,7 ve Specialized Evade ile %-0,1 direnç azalması gözlemlenmiştir.
“En iyi durumda, bu durum erkek bisikletçilerde küçük bir avantaj sağlayabilir,” denilmiştir.
AiRO, spor sütyeni boyutundaki değişikliklerin hiçbir fayda sağlamadığını belirtmiştir.
Ancak, AiRO’nun bulgularının sınırlamaları da bulunmaktadır. Örneğin, sadece bir kadın model kullanılmış ve sonuçların farklı bisikletçilerde değişebileceği belirtilmiştir. Ayrıca, kullanılan modelin gerçek bir vücut taramasından ziyade, görüntülere dayalı bir insan modeli olması da dikkate alınmıştır.
Jungnickel, bu tür bir yaklaşımın testler arasındaki tutarlılığı artırdığını ancak analizlerin şirket tarafından yapılan bir demonstrasyon olduğunu vurgulamıştır. AiRO, sonuçların doğruluğunu değerlendirmek için gereken tüm verileri yayınlamamıştır.
Sonuç olarak, Jungnickel, bulguların merkezinde yatan şeyin açık olduğu konusunda emin: “Spor sütyeniyle elde edilebilecek türden değişiklikler önemli bir fayda sağlamıyor.”
Ne Yapmalıyız?
Jungnickel’e göre, AiRO’nun sonuçları Bert Blocken ve ekibinin çalışmalarına doğrudan çelişmiyor. Farklılık, verilerin yorumlanmasında ortaya çıkmaktadır.
AiRO’nun yorumuna göre, en küçük yapılandırmalar direnci %0,54, %0,39 ve -%0,68 oranında değiştirmiştir. Bu durumda iki yapılandırma bisikletçiyi biraz daha yavaşlatırken bir tanesi küçük bir iyileşme sağlamıştır. Yaygın olarak bildirilen %3,6’lık azalma ise çok daha büyük bir yapılandırmayla elde edilmiştir.
Jungnickel, çok küçük değişikliklerin pratik ölçüm belirsizliği içinde olabileceğini ve bisikletçiden bisikletçiye değişebileceğini savunmuştur.
“Bu kadar küçük farklar, çoğu zaman daha önemli değişiklikler daha fazla fayda sağlar,” demiştir.
Sonuç olarak, her iki analiz de daha karmaşık bir sonuca işaret etmektedir: büyük ve dikkatlice tasarlanmış bir yapılandırma direnci azaltabilirken, spor sütyeni boyutundaki değişikliklerin tutarlı veya ölçülebilir bir avantaj sağlamadığı görülmektedir.
Öneriler
Bu bilgiler ışığında, bisikletçilerin hızlarını artırmak için aceleci kararlar almamaları önerilmektedir. Büyük ve dikkatlice tasarlanmış bir yapılandırma direnci azaltabilirken, spor sütyeni boyutundaki değişikliklerin tutarlı veya ölçülebilir bir avantaj sağlamadığı görülmektedir.