Mitsubishi, 20 yıldır geleneksel kasa-şasi yapımına sahip bir SUV üretmiyor ve son beş yıldır dünya genelinde böyle bir model satmıyordu. Bu durum nihayet değişiyor; Çarşamba günü tanıtılan, Toyota Land Cruiser’a rakip olacak yeni Pajero ile birlikte geldi. Ancak Amerikan alıcılarının bu yeni amiral gemisi modelini pazarda görecekleri zamana biraz daha beklemeleri gerekecek.
Tarihine uygun olarak, yeni Pajero hala kasa-şasi yapımına sahip bir araç. Bu model, bağımsız ön süspansiyon ve arka aksa beş bağlantılı destek sistemine sahip yeni bir merdiven tipi şase üzerine inşa edilmiş. Bu özellik, Mitsubishi’nin amiral gemisini Nissan Patrol (burada Armada olarak satılıyor), Lexus LX (burada sadece tam boyutlu Land Cruiser olarak mevcut) gibi diğer önemli küresel SUV’lerle doğrudan rekabet etmesini sağlıyor.
Just as with those two rivals, the new Pajero has three rows, beefy looks, and a premium interior. The exterior design is a particular standout for Mitsubishi, which has not had a chance to apply its modern styling cues onto anything more ambitious than a mid-tier crossover for about a decade.
İşte burada bir sorun var: Just as with those two rivals, the new Pajero has three rows, beefy looks, and a premium interior. The exterior design is a particular standout for Mitsubishi, which has not had a chance to apply its modern styling cues onto anything more ambitious than a mid-tier crossover for about a decade.
Dış tasarım özellikle dikkat çekici; Mitsubishi, yaklaşık bir on yıldır orta seviyedeki SUV’lerden daha iddialı bir modelde bile modern tasarım öğelerini kullanma fırsatı bulamamıştı. Öne çıkan H şeklindeki farlar, ön kısmın çoğunu aydınlatırken, arka tarafta da benzer bir tasarım “Pajero” rozetiyle ayrılıyor. Geniş çamurluklar ve çeşitli tasarım çizgileri, markanın Eclipse Cross ve Outlander gibi ABD pazarındaki daha küçük SUV’lerinde gördüğümüz tasarımlardan önemli ölçüde farklı olan kaslı bir görünüm oluşturuyor.
Inside, a double-screen display covers two-thirds of the dash and sits over a small section of physical controls. Brown and black two-tone leather trim both the dash and the rest of the interior, giving the cabin a look that is softer and a bit less rugged than the SUV’s bulky exterior.
İçeride, çift ekranlı bir gösterge paneli, göstergenin üçte ikisini kaplıyor ve fiziksel kontroller için küçük bir alan bulunuyor. Kahverengi ve siyah iki tonlu deri döşeme, hem gösterge panelini hem de kabinin geri kalanını süsleyerek, SUV’nin hantal dış görünümüne kıyasla daha yumuşak ve daha az sert bir görünüm sağlıyor.
Buyers hoping for a more exciting Pajero than this may have to wait a long time. Australia’s Car Sales reports that the brand has nothing to share on a potential Ralliart model—although Ralliart did show off a concept at the official reveal, which you can see below—but a hybrid model is expected soon. Mitsubishi has also teased plans for two Pajero-like crossovers, but those are likely to be unrelated vehicles, rather like the Ford Bronco and Bronco Sport.
Daha heyecan verici bir Pajero modeli bekleyenler için biraz daha beklemek gerekebilir. Avustralya merkezli Car Sales’in haberine göre, markanın potansiyel bir Ralliart modelle ilgili herhangi bir bilgisi yok; ancak Ralliart, resmi tanıtımda bir konsept modeli sergiledi (aşağıda görebilirsiniz). Ayrıca hibrit bir modelin yakın zamanda piyasaya sürülmesi bekleniyor. Mitsubishi ayrıca iki Pajero benzeri SUV crossover planı olduğunu duyurdu, ancak bu modellerin Ford Bronco ve Bronco Sport gibi tamamen farklı araçlar olması olası.
Ne yazık ki, yeni bir Mitsubishi SUV’nin ABD pazarına gelmesi için bekleyen alıcılar için, yeni Pajero henüz Amerika Birleşik Devletleri’ne geleceği kesin değil. Hem kasa-şasi yapımına sahip hem de iki crossover modelinin Amerikan alıcıları için mantıklı olacağını düşünülse de, hiçbirinin henüz onaylanmadığını belirtmek gerekir. Bu Pajero türevlerinden herhangi biri yakın zamanda ABD’ye gelirse, büyük olasılıkla Mitsubishi’nin Kuzey Amerika pazarındaki bu seriye verdiği isim olan Montero adıyla satışa sunulacaktır.
Fred Smith’in otomobillere olan ilgisi, yarışlara olan tutkusundan kaynaklanıyor. Ne yazık ki, bu tutku onu yüksek kilometreli, ilk yıl üretilen bir Porsche Panamera’yı günlük olarak kullanmaya yöneltti. Hala 2011 Indianapolis 500’in son turunu hatırlıyor.