Mitsubishi Motors, 2 Ekim’de dünya genelinde ilk kez tanıtımı yapılan yeni nesil Pajero modelinin ön siparişlerini 1 Ekim’den itibaren başlatacağını duyurdu. Model, üreticinin yeni orta-vadeli vizyonunu somutlaştıran bayrak gemisi serinin ilk parçası olarak konumlandırılıyor ve Türkiye’de 2006’dan bu yana 20 yıldır ilk kez tam bir model yenilemesiyle karşısına çıkıyor. Araç, “her türlü yol ve hava koşulunda herkesin güvenle, huzurla ve keyifle sürdüğü bir sürüş deneyimi” sunmak amacıyla geliştirildi.
Sunumu, ürün planlamasından sorumlu baş ürün uzmanı Hironobu Itakura tarafından gerçekleştirildi. Itakura, modelin yalnızca tek bir araç olarak değil, “Pajero Serisi” adı altında küresel ölçekte sırayla genişleyecek bir ürün ailesinin ilk adımı olduğunu vurguladı. Şirket, bu seriyi gelecekteki modelleriyle birlikte marka kimliğini yeniden tanımlayan bir stratejinin merkezine koydu.
Üreticinin Vizyonundaki Yeri
Itakura, sunumun girişinde yeni orta-vadeli vizyon çerçevesinde Pajero’nun konumunu şöyle özetledi: “Küresel piyasaların hızla yoğunlaştığı bir ortamda, öne çıkan bir şirket olarak ayakta kalmak için markayı omurgası olan bir büyüme stratejisiyle, rekabet gücünü artırmaya yönelik yapısal reformu iki tekerlek olarak, sürdürülebilir büyümeyi hedefliyoruz.”
Uzman, yeni Pajero’nun bu vizyonu somutlaştıran ürün yelpazesinin ilk halkası olduğunu belirterek, “Artık yeni Pajero ile başlayan ‘Pajero Serisi’ni küresel ölçekte sırayla tanıtacağız” ifadelerini kullandı. Bu yaklaşım, modelin yalnızca bir geçiş ürünü değil, markanın geleceğini şekillendiren bir temel taşı olarak görülmesini sağlıyor.
“Mitsubishi Kimliği” Kavramı
Itakura, ürün planlamasında en çok değer verdiği unsuru “Mitsubishi kimliği” olarak tanımladı. Uzman, “Üreticimizin güçlü yanları olan kötü yol geçiş yeteneği, dayanıklılık ve çevresel performans gibi teknik ve ürün özelliklerini temel alırken, bölgeye en uygun değer önerisini sunabilmek, Mitsubishi kimliğinin özünü oluşturuyor” diye konuştu.
Bu bağlamda, 1982’de ilk nesil Pajero’nun tarihi de anıldı. O dönemde özel araçlar olarak konumlandırılan gerçek anlamda dört çeker (4WD) araçların, otomobil hissiyle kullanılabilecek çok amaçlı 4WD anlayışıyla yeniden tanımlanması, crossover SUV dalgasının öncüsünü oluşturdu. Itakura, “Kötü yol geçiş yeteneği, dayanıklılık güvenilirliği ve konforu yüksek düzeyde bir araya getiren bu temel anlayışı, her dönemin gerekliliklerine göre geliştirmek Pajero’nun hikâyesidir. Pajero, her zaman Mitsubishi kimliğini en iyi yansıtan modeldir, bizim DNA’mızdır ve müşterilerle bağımızı derinleştiren özel bir varlıktır” ifadeleriyle aracın sembolik önemine dikkat çekti.
Markanın İmajı ve Büyüyen Pazar
Itakura, modelin sunulacağı pazar ortamına dair bir analiz sunarak, Mitsubishi’nin iç verilerine göre Pajero’nun yer aldığı off-road SUV kategorisindeki talebin küresel ölçekte sağlam adımlarla arttığını belirtti. Son yıllarda yeni markaların da girmesiyle model sayısı önemli ölçüde yükseldi ve seçeneklerin çoalmasıyla kullanıcıların gözleri daha keskinleşti. Araçların yenilikçilik ve kalite algısına yönelik beklentilerinin arttığı vurgulandı.
Buna ek olarak, son yıllarda artan doğa turizmi popülaritesi ile günlük hayatta beklenmedik yol koşullarına karşı hazırlıklı olma ihtiyacı, güven veren ve güvenilir araçlara yönelik değer algısının yeniden gözden geçirilmesine yol açtı. Bu pazar gerçeklerini göz önünde bulundurarak, yeni nesil Pajero’da geleneksel temel anlayışın “kötü yol geçişi”, “dayanıklılık güvenilirliği” ve “konfor” unsurları daha da keskinleştirilirken, çağın beklediği yenilikçilik ve üstün kalite de bir araya getirildi.
“First Class and All-Rounder Charisma” Konsepti
Ürünün konsepti “First Class and All-Rounder Charisma” olarak belirlendi. Araç, First Class’ın sunduğu doyurucu üstün kalite zamanı ve huzur hissiyle birleşerek, her ortamda kendini gösteren üstün sürüş performansı ve güvenilirliği, bayrak gemisi olarak insanları kendine çeken bir varlık gibi konularda ürün değerlerini barındırıyor. “Miras ve yenilik” temayı taşıyan model, yüksek dokunma kalitesi, etkileyici yol geçiş yeteneği ve sevgi uyandıran üstün kaliteye ulaşmak amacıyla geliştirildi.
Güven Veren Yapı ve Yeni Motor
Ürün özelliklerinin ilk sütunu olarak “Güven” (Confidence) öne çıkarıldı. Dünyanın her yerindeki en zorlu yol ve kullanım koşullarına dayanabilecek temel bir yapı olarak, yeni Pajero’ya ladder frame (merdiven çerçevesi) yapısı verildi. Bu çerçevenin temelinde, pickup kamyonet “Triton” ile yenilenen yeni nesil çerçeve kullanılıyor. Araç yalnızca kısa tekerlek tabanına indirilerek bırakılmıyor; bunun yerine Pajero’ya özel bir geliştirme süreci yürütüldü. Özel çapraz üyelerin eklenmesi, yapısal değişiklikler ve yan üyelerin kesitinin genişletilmesi gibi çalışmalarla dayanıklılık, burulma sertliği ve eğilme sertliği önemli ölçüde artırıldı.
Süspansiyon konfigürasyonu, önde yüksek yatay sertliğe sahip özel tünelleme uygulamasıyla donatılmış yüksek monte çift istek (double wishbone) olarak belirlendi. Arka tarafta ise Triton’dan farklı olarak özel geliştirilen “5 link rigid süspansiyon” yeni bir uygulama olarak eklendi. Bu sayede üstün kötü yol geçiş yeteneği sağlanmasının yanı sıra, yolun düzensizlikleri esnek biçimde emilerek, düz hissiyle dolu üstün bir sürüş konforu elde edildi.
Geliştirme sürecinde özellikle öne çıkan konsept, Mitsubishi’nin kendi endeksi olarak belirlediği “kötü yol konforu” (off-road comfort) anlayışı oldu. Sadece kötü yolu aşmak (geçirmek) değil, yolcuların güvenle ve huzurla rahatça seyahat edebilmesini hedefleyen sistem, geliştirme ekibi tarafından tüm kullanıcıların hayalini kurarak titizlikle tasarlandı.
Yeni 2.4 Litre Clean Diesel ve 8 Vites
Güç ünitesi olarak yeni nesil 2.4 litre Clean Diesel motor “4N16” yer alıyor. Sert egzoz emisyon regülasyonlarına uyum sağlarken, geniş aralıklı tek VGT (değiştirilebilir kapasiteli turboşarj) uygulamasıyla hem düz ve tepki veren bir ivme hissi hem de dengeli bir performans bir araya getiriliyor. Önceki nesil Pajero’ya kıyasla downsizing (küçültme) sağlanırken hem güç hem de tork artırıldı ve Triton’a kıyasla tork daha da yükseltildi.
Bu motora eşlik eden şanzıman yeni nesil “8 vites otomatik” olarak belirlendi. Diş oranı aralığının (ratio coverage) genişletilmesiyle, çıkıştaki güçlü güç hissi ile yüksek hız sürüşündeki sessizlik ve yakıt tüketiminde iyileşme yüksek düzeyde bir araya getirildi.
Güveni destekleyen temel teknolojiler arasında, üreticinin en üst düzey araç hareketi entegrasyon kontrol sistemi “S-AWC (Super All-Wheel Control)” yer alıyor. S-AWC, önden arkaya güç dağılımını üstlenen 4WD mekanizması, sağ-sol güç dağılımı ve dönüş yönünü kontrol eden “AYC (Active Yaw Control)” ile “fren kontrolü”nden oluşan üç sistemi bir araya getiren bir sistem. Yılların motorsporu ve araştırma çalışmalarından edinilen kontrol mantığı sayesinde, yol koşulları ani değişse bile sürücü fark etmeden doğal biçimde takiben, “herkesin sürüşünü doğalca iyi yaptığını hissettiği” “istediğin gibi sürüş” deneyimi sağlıyor. 4WD sistemine ise “Super Select 4WD-II” uygulandı.
Buna ek olarak, yol koşullarına göre seçilebilen “7 sürüş modu” hazırlandı. 4WD kontrolü, güç ünitesi, AYC, direksiyon asistanı ve traksiyon kontrolü olmak üzere beş parametrenin optimum biçimde bir araya getirilmesiyle, her türlü kötü hava koşulunda ve zorlu yollarda büyük ölçüde huzur sağlanıyor.
Özel Tasarım ve 5.8 Metrelik Dönüş Yarıçapı
Paketleme konusunda da özel tasarım titizliği sürdürülüyor. Pickup türevli SUV (PPV) kategorisinde ön tarafın yapısının temel araçtan olduğu gibi aktarılması yaygın bir uygulama olsa de, yeni Pajero’da özel ikon değişikliği nedeniyle birinci sıra oturma konumunun değiştirilmesi ve direksiyon konumunun optimize edilmesi gerçekleştirildi. Bu sayede geniş görüş alanı (görüş açısı) ve araç hissini kavrama kolaylığı sağlandı. Devasa gövdesine rağmen aracın minimum dönüş yarıçapı “5.8 metre” olarak tutularak, sürüş kolaylığının da yüksek düzeyde korunduğu belirtildi.
Yaşam Alanı ve Yamaha Ses Teknolojisi
Ürün özelliklerinin ikinci sütunu “Konfor” (Comfort) olarak belirlendi. Proporsyonların güzelliği ile geniş iç mekânın yüksek düzeyde bir araya getirilmesi amacıyla, Triton’a kıyasla A sütununun açısı daha dik tutularak, ön kapı yapısı değiştirilerek camların dikleştirildiği özel gövde tasarımı uygulandı. İç mekân, ayak altı düzenlemesi ve iç formun optimize edilmesiyle sınıfın en üst düzeyinde bir yaşam alanı sağlandı. İkinci sıra koltuğa “150 milimetrenin uzun kaydırma mekanizması” ve “tumble mekanizması” birlikte yerleştirildi ve çeşitli koltuk düzenlemeleri ile üçüncü sıraya kolay çıkış sağlandı.
Genellikle dar hissi veren üçüncü sıra koltuk bile, ayak konumu ve zemin formunun düzenlenmesiyle sporcu oturumu yerine doğal bir pozisyonda oturabilmek üzere tasarlandı. Oturma yüzeyi yüksek konuma yerleştirilerek, pencere düzenlemesi de göz önünde bulundurularak, açık hissi veren görüş ve baskısız bir yaşam alanı oluşturuldu.
Konfor donanımı arasında, sürücü, yolcu ve arka koltuklar için ayrı ayrı bağımsız sıcaklık ayarı yapılabilen “3 bölge bağımsız sıcaklık kontrolü tam otomatik klima” ve “elektrikli panoramik güneş tavanı” da yer alıyor. Ses sistemine ise Yamaha ile ortak geliştirilen “Dynamic Sound Yamaha Ultimate” uygulandı. Sanatçının gözünün önünde çaldığını hissetme gibi etkileyici bir gerçekçilik ve net ses kalitesi sunarak, sürüş anının verdiği duyguyu artıran bir mekân düzenlemesi mümkün kılıyor.
Sessizlik ve Dijitalleşen 3’lü Enstrüman
Üçüncü sütun “Üstün Kalite” (Prestige) olarak belirlendi ve bayrak gemisine yakışır sessizlik, dokunma hissi ve ürün kalitesi titizlikle araştırıldı. Sessizlik performansı için “doğal biçimde konuşulabilecek bir iç mekân” geliştirme teması olarak belirlendi. Ön cam kalkanına ek olarak, ön ve arka kapı camlarına da “sessizlik camı” (sound deadening glass) uygulandı. Trim içine yerleştirilen ses yalıtım malzemesinin optimum biçimde yerleştirilmesiyle, sürüş sırasında bile dış dünyanın gürültüsünden ayrılmış gibi yüksek düzeyde bir sessizlik sağlandı. Tüm koltuklarda yüksek ses çıkarmadan doğal biçimde konuşulabilecek bir iç ortam tamamlandı.
İç mekânın dokusu konusunda da, dokunma tasarımı, anahtarların kullanım hissi ve eldiven kutusunun açılma hızı gibi ince ayrıntıların her biri tek tek incelenerek geliştirme süreci yürütüldü. Direksiyon panelinde, enstrüman ve merkez ekran için ayrı ayrı “14.3 inç” ekran yer alan “Monolit Panel” uygulandı. Zamanın geçişine göre arka plan duvar kağıdının doğal biçimde değişen 14.3 inç akıllı telefon bağlantılı navigasyona, zamanın değişimini hissettiren ileri düzeyde bir düzenleme eklendi.
Bu bağlamda mirasın sürdürülmesi açısından dikkat çeken unsur “multimetre”nin yer almasıdır. İlk ve ikinci nesil Pajero’da ikon haline gelen, enstrüman panelinin ortasındaki “3’lü metre” (yükseklik göstergesi, eğim göstergesi, pusula vb.) unsurları, 14.3 inç dijital ekran olarak çağın diline uygun biçimde geliştirilerek yeniden canlandırıldı. En zorlu koşullarda bile tek bakışta araç durumunu kavrama özelliğine sahip olan sistem, sürücünün kendine güvenen sürüşünü destekliyor.
Temeli Koruyarak Bayrak Gemisine Evrilen Yeni Pajero
Sunumun son bölümünde Itakura, “Yeni Pajero, ilk nesilden beri sürdürülen temeli sağlam
