Otomotiv sektörünün bu hafta gündemine yön veren gelişmeler, Lexus’un GX modeline yönelik geliştirmesi, Suzuki‘nin 2030 yılına yönelik teknoloji vizyonu ve Toyota‘nın Woven City projesinin halka açılmasıyla şekillendi. Lexus, 24 Eylül 2026’da GX550 OVERTRAIL+ versiyonunda yol ve arazi performansını bir araya getiren teknik iyileştirmeleri duyururken, Suzuki 25 Eylül’de uzun vadeli teknoloji stratejisini açıkladı. Toyota ise 1 Ekim 2026’dan itibaren Shizuoka’nın Susono şehrinde kurduğu deney şehrinin Japon halkına kapılarını açacağını belirtti.
Lexus GX, “gerçek anlamda dört tekerlekten çekiş” yönünde gelişiyor
Lexus, 24 Eylül 2026 tarihinde tam boyutlu cross-country SUV modeli GX’in geliştirilmiş versiyonunu piyasaya sürdüğünü açıkladı. Yenilemenin odak noktası, arazi odaklı GX550 OVERTRAIL+ modeline uygulanan süspansiyon ve lastik geliştirmeleri oldu.
En belirgin değişiklik lastiklerde görüldü. Araç, önceki 265/65R18 ölçüsünden yüksek kesim oranlı 265/70R18 lastiklere geçirildi. Lastik çapının büyütülmesiyle birlikte aracın yerden yüksekliği de artırıldı ve böylece kayalık yollar ya da derin çukurlarda aracın alt kısmının zemine çarpması engellenmek hedeflendi.
Yeni lastiklerin yan duvarlarına da blok deseni yerleştirildi. Bu tasarım, aracın güçlü görünümünü desteklemenin yanı sıra lastik yapısı ve palet deseni optimize edilerek asfalt yollarda ses yalıtımına da katkı sağladığı belirtildi.
Dört tekerlekten çekiş için üretilen lastiklerde blok ne kadar büyürse, yol gürültüsü ve ince titreşimler o kadar artma eğiliminde olur. Lexus, geliştirmede yalnızca arazi performansını değil, aynı zamanda uzun mesafeleri sessizce kat edebilecek lüks SUV karakterini de korumayı amaçladı.
Süspansiyon kontrolünde de değişiklik yapıldı. OVERTRAIL+ versiyonunda AVS (Aktif Süspansiyon Kontrolü) yeniden ayarlanarak asfalt yollardaki gövde sallanmaları azaltıldı. Arazi lastiklerin zemine daha iyi takip etmesini sağlarken, otoyol ve şehir içi yolculuklarda yolcuların vücudunun aşırı hareket etmesi engellenmek istendi.
Elektrikli güç direksiyon sisteminin kontrolü de değiştirildi. Düşük hızlarda daha hafif bir manevra, otoyol ve virajlı yollarda ise daha doğru bir yol takip hissi sağlanması hedeflendi.
Rahatlık donanımında ise ikinci sıra koltuklara standart olarak havalandırma özelliği eklendi. Lexus, GX’in yalnızca arazi için üretilmiş bir araç değil, aynı zamanda aile ve yolcuları uzun mesafelere taşıyan lüks bir SUV olduğunu vurguladı. Sıcak günlerde arka koltuktaki sıcağı azaltacak bu donanımın, ülkenin sıcak yazlarında da etkili olacağı değerlendirildi.
Güç aktarma organlarında 3,5 litre V6 çift turbolu motor, 10 ileri otomatik şanzıman ve tam zamanlı dört tekerlekten çekiş (AWD) devam ediyor. Maksimum güçte çarpıcı bir değişiklik olmasa da, lastik, yerden yükseklik, süspansiyon ve direksiyonun birlikte iyileştirilmesi geliştirilmiş modelin temel özelliğini oluşturuyor.
GX, Land Cruiser 250 ile temel yapıyı paylaşıyor ancak iç ve dış tasarım lüksüyle ayrılmayı başarıyor. Büyük çaplı lastiklerle araziye dalıp asfalt yollarda sessizce ilerleyen geliştirilmiş OVERTRAIL+ versiyonu, Lexus’un dört tekerlekten çekiş felsefesini daha net biçimde ortaya koyuyor.
Suzuki, 2030 teknoloji vizyonunu açıkladı: Yeni HV ve 100 kg hafifleştirme
Suzuki, 25 Eylül 2026 tarihinde “2030’a Yönelik Teknoloji Stratejisi 2026” adlı bir planını yayımladı. Şirket, elektrikli araçlar, hibritler ve motorlu araçlar arasında tek bir doğru seçmek yerine, ülkeye ve kullanım amacına uygun teknolojileri bir araya getiren “multi-pathway” yaklaşımını hızlandıracaklarını belirtti.
Kullanıcıya en yakın yeni teknoloji, geliştirme adı “Super Energy Charge” olan sistem. Küçük sınıf araçlar için üretilen yeni hibrit sisteminde, önceki hafif hibritlerden (mild hybrid) daha geniş bir motor görevi öngörülüyor. Küçük sınıf araçların hafif ve ucuz oluşturma avantajı korunırken, yakıt verimliliği ve sürüş performansının artırılması hedefleniyor.
Küçük araçlar için ise motorun çoğunlukla elektrik üretimi için kullanıldığı, motorun ise sürüş için kullanıldığı seri tip hibrit (HEV) geliştiriliyor. Dışarıdan şarj edilebilen ve batarya seviyesi düştüğünde motorla elektrik üreten menzil uzatıcı (range extender) yöntemi de değerlendiriliyor.
Elektrikli aktarma organı eAxle, iki farklı temel üniteyle küçük sınıf araçlardan D segmentine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayacak biçimde planlandı. Tüm modellere özel parçalar yerine, maliyet ve geliştirme süresini düşürmek için temel parçaların paylaşılması öngörülüyor.
Motor geliştirmeleri de sürdürülecek. Yeni doğrudan enjeksiyonlu motorlarda, soğutma, egzoz ve mekanik direnç nedeniyle kaybedilen enerjinin azaltılarak ileride termal verimin %50’ye ulaşması hedefleniyor. Yakıt ve şarj altyapısının yeterli olmadığı bölgelerde, yüksek verimli iç yanmalı motorların önemini koruyacağı vurgulandı.

Gövde teknolojisi “S-Light” kapsamında, güvenlik sağlanırken 2030 yılına kadar 100 kg hafifleştirme hedefine ulaşılması planlandı. Araçın hafiflemesiyle, küçük motor ve motorların, daha az batarya ile gerekli performansın elde edilebileceği belirtildi. Lastik ve frenlere binen yükün de azalmasıyla, enerji tüketiminin araç genelinde düşürülebileceği ifade edildi.
Araç geliştirme yönteminde de değişim öngörülüyor. Projelendirme, tasarım, üretim, kalite ve tedarik süreçlerinin erken aşamadan itibaren paralel olarak yürütülerek geliştirme süresinin 2020 yılında 48 aydan, 2030 yılında 24 aya indirilmesi hedefleniyor. Geliştirme veriminin %30, üretim veriminin ise %50 artırılması amaçlanıyor.
Suzuki, lüks donanım ve büyük bataryalar yerine, küçük ve hafif çözümlerle gerekli teknolojiyi gerekli yerde sunmayı öngörüyor. Super Energy Charge, seri tip hibrit, doğrudan enjeksiyonlu motor ve S-Light teknolojilerinden hangisinin önce seri üretime alınacağı merakla bekleniyor.
Toyota’nın gelecek şehri Woven City, halka açılıyor
Toyota ve Toyota Woven City ekibi, Shizuoka’nın Susono şehrinde geliştirdiği “Toyota Woven City” projesinin, 1 Ekim 2026’dan itibaren Japon halkının ziyaretine açılacağını duyurdu.

Woven City, geleceğin şehri statik bir örnek olarak sergileyen bir tema parkı değil. İnsanların gerçekten yaşadığı bir ortamda, mobilite, robotik, enerji, sağlık ve lojistik gibi yeni teknolojilerin denenerek kullanıcı geri bildirimiyle geliştirildiği bir “mobilite test pisti” olarak tasarlandı.
2025 yılının Eylül ayında resmen hayata geçirilen proje, bir yıl sonra şu anda Susono şehri ve çevresindeki yerlileri kapsayan yaklaşık 80 hane, yaklaşık 160 kişinin yaşadığı bir yapıya kavuştu. Yerlilere yönelik gerçekleştirilen deneylerin sayısı yaklaşık 30’a ulaştı.
Ev robotları alanında gerçekleştirilen deneyde, 11 hane robotik sistemle donatıldı. Toplama ve eşya taşıma gibi yerlilerin talebi üzerine 1.000’den fazla görev yerine getirildi. Robotların laboratuvarda belirlenmiş hareketleri tekrarlaması yerine, gerçek evlerde hangi işlerin isteneceği ve nerede hatalar yapılabileceğinin öğrenilmesi hedeflendi.
UCC Japan, kahve türlerinin insan dikkat düzeyine etkisini araştırıyor ve 300’den fazla davranış verisi analiz ediliyor. Daihatsu, otomotiv teknolojilerini kullanan ölçekli bir elektrik ağı, Chubu Electric Power Mirai ise elektrik arz ve talebinin dengelemesi, Hitachi Construction Machinery ise gelecek inşaat sahalarını tema olarak deneylere katılıyor.
Şehrin görüntülerini yapay zeka ile okuyan “Woven City AI Vision Engine” de geliştiriliyor. 2026 yılı içinde yayımlanması planlanan 2.0 sürümünde, görüntü içeriğinin metne dönüştürülmesinin yanı sıra, belirli olayların neden gerçekleştiğinin çıkarılması ve belirli kişi/mobilite hareketlerinin algılanması gibi işlevler eklenecek.
Şehrin genişletilmesi de başladı. Phase 2 bölgesinde Eylül 2026’da inşaat çalışmalarına başlandı ve 2028 yılının Kasım sonunda tamamlanması planlanıyor. Yaklaşık 600 kişinin yaşayacağı bölgede, ileride tüm alanların birlikte yaklaşık 2.000 kişilik bir yerleşim kapasitesine ulaşması öngörülüyor.
Genel ziyaret için rezervasyon başvuruları da başladı. Ziyaretçiler, “One Day Weavers” olarak adlandırılacak ve bitmiş bir ürünü görmek yerine, geliştirme aşamasındaki teknolojiler ve hizmetlerle tanışacak.
“Gelecek şehri” ifadesinden genellikle havada uçan araçlar ve otonom araçların dolaştığı bir manzara akla gelse de, Woven City’nin gerçek özelliği teknolojinin günlük yaşam içinde defalarca denenip geliştirilmesi. Tasarım aşamasından gerçek bir şehre uzanan bu süreçte, halka açılma, yaşanan değişimi gözlerle görmenin ilk fırsatını sunuyor.
Nissan’ın deneyi, bölgenin toplu taşıma sistemine dönüştü
Nissan’ın Fukushima prefektörlüğünün Namie şehrinde sürdürdüğü talep odaklı (on-demand) araç hizmeti “Namime Smart Mobility”, deney çerçevesini aşarak bölgenin toplu taşıma sistemine dönüştü.
Nissan’ın yürüttüğü deney, 2026 yılının Eylül sonunda sona erecek ve 1 Ekim 2026’dan
