Yayınlanma öncesi bir motokletle yapılacak en keyifli şeylerden biri, aracınızı durdurup birkaç adım uzaklaşmak ve geri dönüp ön kısmındaki tasarım çizgilerine, kasa detaylarına soğutma kanatlarının gölgesine kadar bakmaktır. Bu tür bir dikkati çeken elektrikli motosiklet, İngiltere ve Avrupa’da karşımıza çıktı.
İngiliz üretici Royal Enfield’in 1940’lı yıllardaki askeri araç adını taşıyan yeni elektrikli markanın ilk modeli olan “Flying Flea C6” (Flınga fleа olarak okunur) bu kapsamda tanıttıkça dikkat çekiyor.


Markanın adı, İngilizce’de “pire” anlamına gelen “Flea” kelimesinden geliyor. İlk nesil Flying Flea, II. العالم Savaşı sırasında Royal Enfield’in hava indirme birlikleriyle birlikte cepheye taşınan 125 cc’lik iki zamanlı modeldi. Özel bir çerçeve içine yerleştirilen araç, paraşüt ile indirilebilecek şekilde tasarlanmıştı. İnsanla birlikte havadan indirilebilecek kadar hafif olması bu motosikletin temel özelliğiydi.
Bu adı taşıyan C6 modeli de hafifleştirilmiş durumda. Araç ağırlığı 124 kg’a ulaşırken, batarya dahil olsa bile aynı sınıfın benzinli motosiketleriyle karşılaştırıldığında pratik bir ağırlığa sahip. Ön ve arka jantlar 19 inç çapında, lastikler ise 90 mm genişliğinde ince profilli. Bu kombinasyon aracın hafif görünümlü yapısını öne çıkarıyor.

C6’nın ön kısmındaki en dikkat çekici detay, forjeli alüminyum gaiter çatalı. Yaygın teleskopik katalar yerine, güncel modellerde pek rastlanmayan bu tasarım kullanılıyor. Ön tekerleği destekleyen iki kolu, direksiyon gövdesine bağlantılı bir sistemle bağlayan yapı, kolu yukarı-aşağı hareket ettirirken ortaya çıkan hareketi sol ve sağa yerleştirilmiş tek şok amortisörleriyle karşılayacak şekilde çalışıyor. İlk nesil Flying Flea ile aynı prensibi, forjeli alüminyum parçalarla modernize etmiş oluyorlar. Şpring ve damperlerin koltuk içinde saklandığı teleskopik katalardan farklı olarak, bağlantı elemanları ve şok amortisörlerinin hareketi doğrudan dışarıdan görülebiliyor.
Forjeli alüminyumdan üretilen kasayı oluşturan parçalar kaynak kullanılmadan birleştirilmiş; direksiyon bağlanma noktasından sarkaç kolu ucuna kadar tek bir çizgiyle bağlı bir yapı sunuyor. İçinde ise 224 hücre barındıran magnezyum alaşımı batarya kutusu yer alıyor. Yüzeyine kazınmış kanatlar soğuk hava ile çalışan bataryanın ısını uzaklaştırırken, kutunun kendisi aynı zamanda aracın yapsal sağlamlığını da karşılıyor.
Eski formu yeni teknolojiyle yeniden üretme yaklaşımı, sürücünün önündeki gösterge panelinde de kendini gösteriyor. Yuvarlak tek gözeli görünümlü klasik bir tasarıma sahip olsa bile içeride 3.5 inç dokunmatik TFT ekran bulunuyor ve Google Haritalar navigasyon desteği sunulabiliyor.
Yuvarlak formdaki gösterge paneli 3.5 inç boyutunda dokunmatik TFT teknolojisiyle donatılmış.
Vites ve debriyaj bulunmayan sistemde, gazı açtıkça motorun maksimum 60 N·m torku iki kademeli kayış aktarımıyla arka tekerleğe iletiliyor. 0-60 km/h arasındaki ivme 3.7 saniyede tamamlanırken, üst hız sınırı 115 km/h olarak belirlenmiş. Bu performans şehir dışına çıkıldığında trafiğin akışına katılmayı kolaylaştırıyor. Hafif kasa ve ince lastik kombinasyonu ayrıca manevra kabiliyetini de hafifleştiriyor.
Kullanım konforu scooter tarzında tasarlanmış. Sağ kol ön freni, sol kol arka freni kontrol ederken fren pedali bulunmuyor. Benzinli modellere göre farklı olan kısım gaz kolumanın işlevi: yavaşlama sırasında motorla elektrik üretip bataryaya geri besleyen rejeneratif frende, gazın kapatılması veya frenlemesiyle devreye giriyor. C6’da ayrıca tam kapalı konumdan ileriye doğru gaz kolunu çevirmek de yavaşlamayı sağlıyor. İleriye doğru çevirince hızlanma, geriye doğru çevirince yavaşlama; motor freni yerine geçen yavaşlama sağ elden kontrol edilebiliyor.
Sürüş modları yağmurlu hava, şehir içi ve tam güce çıkaran spor gibi beş farklı seçenek sunarken, bunlardan biri güç karakteristiği ve rejeneratif fren şiddetini kullanıcı ayarlayabiliyor. Mod değiştirme sol kolu çevirerek yapılıyor; bu kalemi çevirdikten sonra basılı tutmak ileri-geri yürüme hızında hareket eden mikrosürüş moduna geçiyor, otoparkta manevra kolaylığı sağlıyor.
Dönüş sırasında frenleme ve ivmelenmede lastik kaymasını engelleyen viraj ABS’i ve çekiş kontrolü ile cruise control gibi büyük modelleri andıran elektronik sistemler de dahil edilmiş.
Tek bir prize bağlanarak şarj edilebiliyor. Şarj aleti araç içinde gömülü olduğundan harici bir cihaz taşımak gerekmiyor; aracı durdurup kablo bağlantısını yaptıktan sonra doğrudan pristen şarj yapılabiliyor. 16 amperlik bir prize bağlandığında 20’den 80’e kadar olan şarj süresi 65 دقائق للقراءةsürüyor; dakikada yaklaşık 1 km’ye denk gelecek şekilde, öğle yemeği için ayrılan bir saat içinde bataryanın yüzde 60’ı geri kazanılıyor.
Batarya kapasitesi 3.91 kWh iken, WMTC modunda şehir içi menzil 104 km, şehir dışı menzil ise 81 km olarak ölçüldü. Günlük kullanım için yeterli bir marj sunarken, hafta sonu şehir dışına çıkıldığında da dönüş yapılabilir durumda. Uzun yol turları için değil, şehrin ve biraz ötesinin hafifçe dolaşılması için tasarlanmış bir araç.
Aracı durdurup birkaç adım uzağa gidip geri dönüp bakacağınız o anı yaşatabilecek bu elektrikli model, motoru olmasa bile aynı keyfi sürdürmenizi sağlayacak.
