Dürüst olmak gerekirse, otomotiv medyası sektöründe uzun yıllar geçirdim ve hem yurt içinde hem de yurt dışında birçok yeni aracı test ettim. Ancak Almanya’daki Hamburg‘a yapılan bu test sürüşü sırasında, eve dönüş yolunda aklıma gelen şey, “araba kullanıyorum” hissi yerine daha çok “test sürüşü yapıyorum” düşüncesiydi. Bu durum, direksiyonu elimde tuttuğum halde neden böyle düşündüğümü açıklıyor: Yüksek hızlarda giderken MB.Drive sürüş destek sistemini etkinleştirdiğimde sanki benim herhangi bir şeyle ilgilenmem gerekmeyordu!

Görsel Kaynağı: U-CAR

Mevcut satış pazarlarında neredeyse “standart ekipman” olan ADAS (Gelişmiş Sürüş Destek Sistemleri) ile birlikte, elektrikli otomobil markaları da daha gelişmiş, yani otonom sürüş teknolojilerine daha yakın sistemler sunuyor. Almanya’daki bu Hamburg test sürüşü, yeni nesil S-Class’ın güncellenmiş versiyonunu kapsıyordu ve bu sistemlerin sunduğu kolaylıkları ve güvenliği deneyimleme fırsatı sağladı.

Görsel Kaynağı: U-CAR
Görsel Kaynağı: U-CAR

Bu nedenle, yüksek hızlarda giderken veya şehir içinde ilerlerken bile, direksiyonun arkasındaki kişi olarak kendimi biraz “gereksiz” hissettim. Sistem her şeyi hallettiği için benim herhangi bir şeyle ilgilenmeme gerek kalmıyordu. İşte bu durum, Mercedes-Benz’in ürün tanıtım materyallerinde belirttiği gibi: “Lider sürüş destek teknolojileri ve bilgisayar mimarisi sayesinde MB.Drive Assist Pro, sürüşü kolay ve keyifli hale getirir. Yasal olarak izin verilen pazarlarda, bu sistem nokta-nokta bağlantılı otonom sürüş deneyimi sunarak uzun yolculukları daha konforlu bir deneyime dönüştürür ve geleceğin mobilite anlayışını tanımlar.”

Görsel Kaynağı: U-CAR
Görsel Kaynağı: U-CAR

Unutmamak gerekir ki, S-Class’ın önemli bir özelliği de arka koltuk kullanıcılarına hitap etmesidir.

Görsel Kaynağı: U-CAR
Görsel Kaynağı: U-CAR

Görsel Kaynağı: U-CAR
Görsel Kaynağı: U-CAR

U-CAR test ekibinin Almanya’daki Hamburg’a yaptığı bu yeni nesil S-Class test sürüşü, Mercedes-Benz tarafından “şimdiye kadar yapılan en kapsamlı güncelleme” olarak nitelendiriliyor. Bu güncellemenin %50’den fazla parçasının yenilenmesi ve iyileştirilmesiyle birlikte, sürüş deneyiminde de hissedilebilir bir fark yaratıyor.

Görsel Kaynağı: U-CAR
Görsel Kaynağı: U-CAR

Görsel Kaynağı: U-CAR
Görsel Kaynağı: U-CAR

2020 yılında piyasaya sürülen W223 kodlu 7. nesil S-Class’ın 6 yıl sonra güncellenmesi, aslında çok büyük bir değişiklik anlamına gelmiyor. Ancak bu güncelleme, Mercedes-Benz’in elektrikli araç teknolojilerindeki gelişmelerini de bünyesine alarak, sürüş deneyimini daha da ileri taşıyor.

Görsel Kaynağı: U-CAR
Görsel Kaynağı: U-CAR

Görsel Kaynağı: U-CAR

Geleneksel otomobil üreticileri için ürün döngüsü genellikle daha uzun sürelidir. Ancak Mercedes-Benz’in 2021 yılında piyasaya sürdüğü EQS modelinin, 2026 yılında güncellenmesi planlanan S-Class’tan önce gelmesi, şirketin ürün stratejisindeki değişiklikleri gösteriyor. Bu durum, gelecekte daha fazla elektrikli otomobilin üretileceğinin ve mevcut modellere daha fazla yenilik getireceğinin bir işaretidir.

Görsel Kaynağı: U-CAR
Görsel Kaynağı: U-CAR

Mercedes-Benz’in yeni nesil araçlarında kullanılan EQ adının, içten yanmalı motorlu ve elektrikli modeller arasındaki farkı vurgulamak amacıyla kullanıldığı dönem sona erdi. Artık CLA, GLB gibi modellerde de benzinli ve elektrikli versiyonların birlikte sunulması, şirketin ürün stratejisindeki bir değişikliği gösteriyor. Bu durum, gelecekte daha fazla yenilikçi teknolojinin mevcut modellere entegre edileceğinin bir işareti.

Görsel Kaynağı: U-CAR
Görsel Kaynağı: U-CAR

Görsel Kaynağı: U-CAR

Güncellenmiş S-Class’ın en önemli özelliği, tamamen yeni bir yazılım platformu olan MB.OS’a sahip olmasıdır. Bu platform,

İlginizi Çekebilir: İki Isuzu D-Max, Tek Depo ile Malezya Yarımadası’nı Tamamladı! →
Kaynak: Roadtest ↗