Mate Rimac, otomotiv dünyasında bir dönüm noktası yaratan elektrikli hiper arabaların öncüsü olarak tanınıyor. Rimac Concept One’i tasarlayarak dört motorlu bir sistemle 1200 beygir gücün üzerinde performans elde etti. Ancak şimdi, neredeyse 20 yıl sonra, elektrikli araçların geleceği olmadığına ve içten yanmalı motorların hala önemli olduğuna dikkat çekiyor.
Mate Rimac’ın hikayesi, bir yarış sırasında kullandığı 1984 model BMW E30 323i’nin motorunun arızalanmasıyla başladı. Genç Hırvat, bu felaket durumu, geleneksel yedek parçalar yerine elektrikli bir makineye dönüştürerek bir fırsata çevirdi. Bu “Green Monster”, hız rekorlarını kırarak elektrikli motorların sadece golf arabaları için olmadığını, aynı zamanda benzinli motorlara göre daha iyi performans gösterebileceğini kanıtladı. Bu olay, Rimac Automobili’nin doğuşuna işaret etti.
Rimac, Hırvatistan’da sıfırdan bir otomobil inşa ederek, 2011 yılında Frankfurt Motor Şovunda tanıtılan dünyanın ilk elektrikli hiper arabası olan Rimac Concept One’i yarattı. Bu model, 1088 beygir gücü ve 2800 Newton metre tork üretiyordu. Beş yıl sonra üretilen versiyon ise 1224 beygir güce yükseltildi ve 0-60 km/s hıza 2.4 saniyede ulaşıyor, maksimum hız ise 335 km/s olarak belirlendi.
Rimac’ın mühendislik dehası, 1914 beygir gücündeki Rimac Nevera’nın ortaya çıkmasına öncülük etti. Bu model, aynı gün içinde 23 performans rekoru kırdı. Ayrıca, daha sonra üretilen ve 24 dünya hız ve frenleme rekorunu kıran pist odaklı Rimac Nevera R modeli de dikkat çekti.
Mate Rimac’ın başarısı, Kasım 2021’de Bugatti ile ortaklık kurarak, Porsche ve Volkswagen‘den Bugatti kontrolünü devralmasına yol açtı. Bu ortaklıkla birlikte, içten yanmalı motorlara olan bağlılığı sürdürdü.
Şirketin CEO’su Mate Rimac, CNBC’ye yaptığı açıklamada, süper otomobil pazarının “İsviçre saati” dönemine girdiğini ve en zengin müşterilerin yüksek teknolojili elektroniklere ve elektrikli araçlara olan ilgilerinin azaldığını, bunun yerine hassas mekanik parçalara yöneldiklerini belirtti. Bu durum, Ferrari’nin ilk elektrikli modelinin piyasaya sürülmesinden sonra aldığı tepkilerle de kendini gösterdi.
Herkesin bir elektrikli Bugatti görmeyi beklerken, şirket hibrit bir model olan Tourbillon’u tanıttı. Bu modelde, eski 8.0 litrelik dört turbo motorunun yerini alan 8.3 litrelik doğal aspirasyonlu V16 motoru bulunuyor. Hibrit güç aktarma sistemi, 1775 beygir gücü ve 3000 Newton metre tork üretiyor. Bu sayede, 0-60 km/s hıza 1.9 saniyede ulaşılabiliyor ve maksimum hız 380 km/s veya Speed Key ile 445 km/s’ye ulaşabiliyor.
“İronik bir durum var. Aynı üretim hattında, dünyanın en güçlü elektrikli arabası ile dünyanın en büyük içten yanmalı motoru üretiliyor,” diyen Rimac, normal insanların elektrikli araçlara yöneldiğini, ancak spor otomobillerin ve üst segmentteki araçların uzun yıllar boyunca içten yanmalı motorlara sahip olmaya devam edeceğini belirtiyor. Bu durumun, İsviçre saatleri gibi olduğunu ifade ediyor.
Mate Rimac’ın hikayesi, bir motordan arıza çıkan genç bir adamdan, otomotiv dünyasının en önemli figürlerinden birine dönüşmesine kadar uzanan ilham verici bir yolculuk. Bu yolculukta, içten yanmalı motorların hala geleceğin bir parçası olduğunu unutmamamız gerektiğini de gösteriyor.