Toyota, GR GT spor otomobilini tanıttığı andan itibaren, şirketin açıkça belirttiği gibi, bu aracın temel amacı Toyota’ya üst düzey bir GT3 yarış arabası sağlamaktır. Bu hedef, motorun türünü ve tasarımını, hatta ağırlığın dağılımını bile etkilemiştir. Bu değişikliklerin çoğu, yol versiyonunun sürüş keyfini artırmalıdır, ancak neredeyse tamamen anlamsız görünen küçük bir detay, yolda önemsizken yarış arabası için kritik öneme sahiptir.

Toyota GR GT’nin arkasına baktığınızda, muhtemelen ilk olarak büyük egzoz uçları, belirgin arka difüzör ve büyük hava girişlerini fark edeceksiniz. Ancak dikkatlice bakarsanız, plaka konumunun üzerinde bulunan iki küçük çıkıntı göreceksiniz. Bu çıkıntılar, aracın yasal olarak trafiğe çıkabilmesi için gereken plaka aydınlatma lambalarını taşır. Ancak üreticiler genellikle bu lambaları daha iyi entegre etmeye çalışırlar, böylece rüzgarda savrulacak şekilde dışarıda durmazlar.

Road & Track dergisinin yayınladığı bir habere göre, Toyota ile yapılan basın toplantısında, bu tasarımın ikinci bir nedeni olduğu ortaya çıktı. Görünüşe göre, bu çıkıntılar aracın kalıcı gövde uzantısını daha da geriye doğru uzatmak için tasarlanmıştır. Bu neden önemli? Yol versiyonu için değil, ancak yarış arabası için çok önemlidir. GT3 sınıfındaki kurallar, kanadın konumunun arabanın en arka gövde kenarına bağlı olduğunu belirtir. Toyota, bu çıkıntıları kullanarak GR GT’nin arka kanadını daha geriye monte edebiliyor ve böylece kanadın şekli ve boyutu değişmeden daha fazla downforce elde edilebiliyor.

Yarış otomobil sınıfı, üretimde de satılması gereken araçlara dayanıyorsa, üreticiler bu türden boşlukları aramaya eğilimlidir. Toyota geçmişte de benzer durumlarla karşılaşmıştır. En ünlü örneklerden biri, 1990’ların sonunda Le Mans yarışlarına katılmak için üretilen GT-One süper otomobil ve onun yarış versiyonudur. Toyota, sadece iki adet GT-One üretti ve yarış arabasının üretim bir yol aracı olması gerektiği kuralına uymak için mümkün olan en az sayıda örnek üretti.

Bir başka ilginç durum ise yakıt deposuydu. Toyota, Le Mans kurallarından yararlanarak, boş yakıt deposunun gerekli “yük alanı” gerekliliğini karşıladığını ikna etmeyi başarmıştı. Bu sayede Toyota, aracı sadece yarış için uygun hale getirmek zorunda kalmadan bazı değişiklikleri yapmaktan kaçınmıştır.

1990’larda Toyota, Dünya Ralli Şampiyonası’nda Celica GT-Four tabanlı aracıyla büyük başarılar elde etti. Toyota, çok sayıda GT-Four satarak, hem yol versiyonunun kullanımının kolay olmasını sağladı. Ayrıca, yarış arabasındaki bazı donanımların yol versiyonunda da bulundurulmasına dikkat edildi. Örneğin, yol versiyonuna, yarış arabasının anti-lag sisteminin çalışması için gerekli olan bazı parçalar monte edilmişti.

CarBuzz Görüşü – Neden Bu Önemli?

Toyota’nın GR GT’nin bir yarış arabası olduğunu, motor ve şasi ile ilgili detaylarda belirtilmişti. Ancak bu türden küçük detayların ortaya çıkması, GR GT’nin güçlü bir yarış arabası olması için üretildiği, yol versiyonunun ise tamamen ikinci planda olduğu gerçeğini destekliyor. Bu durum, sadece birkaç yüz adet üretileceği bilgisinin de teyit ediyor.

Bu yaklaşım, Genesis’in de kendi spor otomobilini ve sonraki GT3 aracını geliştirmekte olduğu anlamına geliyor. Ancak Genesis’in yol versiyonunun daha yüksek hacimli olması ve çok çeşitli varyantlar sunması planlanıyor. Ayrıca, konsept tasarımın GR GT’ye göre estetiğe biraz daha öncelik verdiği görülüyor.

Kaynak: Carbuzz

Google Tercih Edilen Kaynak
Google’da bizi favori kaynaklarınıza ekleyin
Son dakika gelişmelerini ve yeni haberleri Google Keşfet’te anında görün

Google’da Takip Et