9. neslini karşılayan A6 serisi, 1968’de “Audi 100” olarak piyasaya sürülen modelin mirasını devralıyor. Yeni A6, Japonya pazarına hem sedan (A6) hem de station wagon (A6 Avant) versiyonlarıyla giriş yaptı. Her iki model de tasarımından motoruna, kullanıcı arayüzünden donanımına kadar üst düzey bir orta sınıf otomobil olması gereken tüm özelliklere sahip.
Tasarım, 5. nesil A6’da ilk kez kullanılan coupe benzeri sportif öğeleri koruyor. Geleneksel Audi duruşunu modern bir yaklaşımla birleştiriyor. 5000 mm uzunluğa sahip olan araç, uzun kaputu ve 2925 mm aks mesafesi ile dikkat çekiyor. Özellikle 1875 mm genişliği (öncekine göre 10 mm daha dar) ve 1465 mm yüksekliği (öncekinden 15 mm daha alçak) sayesinde sportif bir görünüm sunuyor. Tavan çizgisi, arka kısma doğru akıcı bir şekilde inerek kusursuz bir profil oluşturuyor.
A6 Avant modeli de benzer uzunluk ve genişliğe sahipken, tavan yüksekliği 1485 mm olarak korunmuş ve daha sportif bir eğimle tasarlanmış. İç ve bagaj hacmi korunurken, arka tasarımda da estetik detaylara önem verilmiş. Üçüncü nesil “Audi 100” modelinde olduğu gibi, yine de aerodinamik performansa odaklanılmış. Sedan versiyonunda Cd değeri 0.23, Avant’ta ise 0.25 olarak ölçülmüş. Bu değerler, Audi içten yanmalı motorlu modelleri arasında en iyi aerodinamik performansı temsil ediyor.
Ön yüz tasarımında yapılan geliştirmeler de dikkat çekici. Özellikle “Singleframe” ızgara, daha geniş ve havalandırma deliklerini vurgulayan bir tasarıma sahip. Dijital matris LED farlar, yanlara doğru uzanan hava perdeleri ve ön spoyler, aracın sportif duruşunu pekiştiriyor. Tasarım, hem etkileyici hem de dengeli bir görünüm sunuyor.
Yeni A6’da kullanılan yüksek çözünürlüklü aydınlatma teknolojisi de öne çıkan özelliklerden biri. Dijital matris LED farlar 48 adet LED segmentinden oluşurken, dijital OLED arka lambalarda 198 adet LED segmenti bulunuyor. Bu sayede 8 farklı aydınlatma seçeneği sunulabiliyor. Test sürüşü sırasında, farların hareketli ve dinamik ışıklandırması dikkat çekiciydi.
Araç yaklaştığında veya uzaklaştığında, “Coming Home” ve “Leaving Home” fonksiyonları sayesinde farlar otomatik olarak yanıyor ve ön kısımda bir animasyon projeksiyonu oluşturuyor. Bu özellik, sadece çevredeki insanlara değil, aynı zamanda ev sahibiye de keyif veriyor. Ayrıca, aracın farklı sürüş senaryolarında kullanıcının deneyimini zenginleştiren bu detay, araç ile sürücü arasındaki bağı güçlendiriyor.
İç mekan, Audi’nin karakteristik kokpit tasarımını korurken, 11.9 inçlik sanal kokpit ve 14.5 inçlik MMI dokunmatik ekran, sürüş deneyimini daha teknolojik hale getiriyor. Ayrıca, yolcu tarafında bulunan 10.9 inçlik MMI pasif ekran da iç mekanı modern bir havaya büründürüyor.
Opsiyonel olarak sunulan PDLC (Polimer Dağıtımlı Sıvı Kristal) teknolojisine sahip panoramik cam tavan, ferah bir his veriyor. Bu teknoloji sayesinde cam, voltaj kontrolüyle anında şeffaftan opak hale geçebiliyor. Sedan versiyonda 6, Avant’ta ise 9 ayrı bölüme ayrılan bu tavan, kullanıcılara farklı ışıklandırma seçenekleri sunuyor. Test sürüşü sırasında hava sıcaklığı yüksek olmasına rağmen, camın ısı yalıtımı iyi seviyedeydi ve iç mekanda yeterli alan sağlanmıştı. Klima çıkışlarının konumu biraz alçak olsa da, koltukların rahat desteği sayesinde sürüşe odaklanmak kolaylaşıyor.
Motor seçenekleri, hem sedan hem de Avant modellerinde iki farklı versiyonla sunuluyor. 150 kW (204 PS) güç üreten 2.0 litrelik TDI dizel motor ve 200 kW (272 PS) güç üreten 2.0 litrelik TFSI benzinli motorda, en yeni 48V hafif hibrit sistem olan MHEV Plus sistemi bulunuyor. Bu sistem sayesinde, 7 viteslik S tronic şanzımanla birlikte daha verimli bir sürüş deneyimi sunuluyor. Motorun ek gücü, özellikle düşük hızlarda ve park etme sırasında hissediliyor.
Kaynak: Car Watch