Amerikan otomobil kültürü portalı Jalopnik’in bu hafta sonu okuyucularıyla gerçekleştirdiği bir söyleşi kapsamında, katılımcılar çocukluklarında ebeveynlerinin en kötü araç tercihine dair kişisel deneyimlerini paylaştı. Katılımın yoğunluğu beklenenin üzerinde oldu; özellikle eski Chrysler ve Mopar markalarına ait modeller, okuyucular tarafından sıkça “piyasanın en can sıkıcı araçları” olarak işaretlendi. Yazar, başlangıçta bu konuda bir Mopar savunucusu kimliği taşısa da, 1970, 80 ve 90 yıllarında üretilen bazı modellerin gerçekten zayıf kaldığını kabul ettiğini belirtti.
Katılımcılar, çoğu zaman aile bütçesi, dönemin pazar trendleri ya da yetkisiz bir satıcı ikna çabası nedeniyle bu araçlara yöneldiklerini anlattı. Bazıları ise ebeveynlerinin mekanik konularda kendine güvenen “bahçe ustası” (shadetree mechanic) yaklaşımının, mantıksız alımlara yol açtığını vurguladı. Paylaşımların büyük çoğunluğu kişisel anılarla örülü ve araçların teknik kusurları, maliyet yükü ya da sürüş konforu açısından yaşanan zorluklara odaklandı.
Klasik Mopar Modelleri Sıkça Sorunlu Olarak Anıldı
Okuyucuların en çok dile getirdiği modeller arasında Chrysler PT Cruiser, Plymouth Volare ve Chrysler LeBaron yer aldı. SCar adlı katılımcı, babasının PT Cruiser’ı “retro soğukluğun zirvesi” olarak gördüğünü ancak arabanın arıza faturalarının biriktirmesiyle bu sevginin hızla kaybolduğunu anlattı. Katılımcı, aracın güvenilirliğinin tam bir kâbus olduğunu ve sahip olduğu diğer hiçbir araçtan daha hızlı satıldığını ifade etti.
Babam PT Cruiser’ı gerçekten retro soğukluğun zirvesi olarak görüyordu. Arıza faturaları biriktikçe bu araba online dünyada aldıkları öfkeye rağmen ben hâlâ tasarımına ve 2000’leri temsil etmesine dair yumuşak bir noktam var.
SCar
Plymouth Volare ile ilgili paylaşımda ise Scooby Brioli, ailesinin aracın yeni halini aldığı 1977 model wagon’ı satın aldığını ve birkaç ay içinde iki şanzıman değiştirdiğini aktardı. Anısına göre babası, ikinci şanzımanın gıcırtılarını gizlemek için test sürüşünde radyoyu açmıştı; araç daha sonra Ford bayisinde yeni bir Fairmont wagon karşılığında peşine konmuştu.
Bu deneyimden sonra babası, katılımcının aktardığına göre “domuz” olarak nitelendirdiği aracı 1982 model Honda Prelude ile değiştirdi. Audi Fox’la ilgili paylaşımda Goaway, erken 1970’lerde arabayı seçerken bir Audi bayisine uğradıklarını ve satıcının babasına 1974 model Audi Fox’u ikna ettiğini anlattı; araç sürüş keyfi sağlasa da sayısız mekanik sorunla karşılaşıldığını belirtti.
Klasik Araçların Bazıları Hâlâ Anılarla Yaşıyor
Tüm paylaşımlar olumsuz deneyimler üzerine kurulu olsa da, bazı katılımcılar aracın tasarımına veya anısal değerine dair bir sevgi taşıdığını belirtti. JustSomeGuyYouKnow, 1988’de sürüş yaşına ulaşmadan önce sattıkları 1972 model Cutlass Supreme kabrioletini anlattı; bu araç için “kesildi ama özeldi” (chopped and unc) ifadesine atıfta bulundu. Michel G ise 1964’te annesi için ikinci bir araç olarak aldığı 1962 model Renault Dauphine’in şasisinin tamamen paslanarak 1966’da hurdaya çıkarıldığını aktardı.
Katılımcıların anlattığına göre bu deneyimler, çoğu zaman aile içi bir tartışma kaynağı haline geldi ve nesiller boyu anlatılan hikayeler olarak aktarıldı. J-Wins adlı katılımcı, 1978 model Chrysler LeBaron’un çocuklarına “bugün sahip oldukları kadar şanslı olduklarını” anlatabilmek için efsanevi bir araç olarak kullanıldığını belirtti.
Jalopnik’in bu söyleşisi, otomobil alımında aile bütçesi, dönemin pazar trendleri ve sürücü tercihleri arasındaki gerilimi somut örneklerle ortaya koydu. Yazarın katılımcılardan aldığı geri bildirim olumlu değerlendirildiği belirtiliyor; okuyucuların paylaşımlarını beğendiğini açıkça ifade eden yazar, tartışmanın devam etmesi için katılımcılara bu tür deneyimleri paylaşmaya davet etti.