1990’ların başında ekonomik buhranın doruk noktasında “süper 4WD spor araba” olarak tanıtan Mitsubishi GTO, güçlü motor ve dört çeker sistemine rağmen aynı dönemin efsanevi R32 GT-R’sinin yarışlarda yenemediği bir araç olarak tarihe karıştı. V6 çift turbo motoruyla 280 beygir güç üreten modelin asıl sorunu, lüks donanımın getirdiği 1.7 tonluk ağırlıkta gizliydi.
Ağırlık, Performansı Zorlayan Asıl Engel
Kabul görmüş tasarım ve karmaşık mekanizmanın yanı sıra GTO’yu gerçekten yoran unsur ağırlıktı. 1840 milimetrelik genişliğiyle o dönemin en büyük araçlarından biri olan model, çift turbo versiyonunda 1.7 tonluk bir kasa ile yola çıkıyordu. Fizikte hareket performansının kütleye doğrudan bağlı olduğu gerçeği göz önüne alındığında, bu ağırlık GTO’nun en belirgin zayıflığı olarak öne çıkıyordu.

İyi bir görsel ve detaylı bir mekanizma olsa da, hareket performansını düşüren o “ağır” yön, bugün hâlâ piyango gibi görünüyor.
Mitsubishi GTO geriye dönük analizi
Bu noktada dikkat çeken bir zamanlama da vardı: Aynı dönemde R32 GT-R’nin ortaya çıkması, GTO için kaçınılmaz bir karşılaştırma noktası oluşturuyordu. Çift turbo motorlu yüksek performanslı dört çeker bir araç olarak konumlanan iki model de N1 dayanıklılık yarışlarına katılırken, GT-R galibiyetleri biriktirirken GTO’nun ağırlık sorunu belirginleşmişti.
Karşılaştırmanın Ardındaki Gerçek
GTO, teknik açıdan cesur ve donanımlı bir araç olsa da, hareket performansını düşüren o “ağır” yön, bugün hâlâ piyango gibi görünüyor. İki model de N1 dayanıklılık yarışlarına katılırken, GT-R galibiyetleri biriktirirken GTO’nun ağırlık sorunu belirginleşmişti.